top of page

Yabancı Mahkeme Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi Nasıl Yapılır?

Işık Hukuk Bürosu
6 saat önce
4 dakikada okunur

Giriş

Yabancı bir ülkede verilen mahkeme kararının Türkiye’de hukuki sonuç doğurması veya icra edilebilmesi için, kural olarak Türk hukukunda öngörülen tanıma veya tenfiz prosedürünün tamamlanması gerekir.

Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi esas olarak 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (“MÖHUK”) 50 ila 59. maddelerinde düzenlenmiştir. Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin bulunduğu durumlarda ise ilgili sözleşme hükümleri ayrıca dikkate alınır.

Tanıma ve tenfiz aynı hukuki kurum değildir. Yabancı kararın Türkiye’de yalnızca kesin hüküm veya kesin delil etkisi doğurmasının mı, yoksa icra edilmesinin de mi istendiğine göre uygulanacak mekanizma farklılaşmaktadır.

Tanıma ve Tenfiz Arasındaki Fark

Tanıma

Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil etkisinin kabul edilmesini sağlar.

MÖHUK m.58 uyarınca yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilamın kanunda öngörülen şartları taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır.

Tanımada, tenfizden farklı olarak MÖHUK m.54/1-a’da düzenlenen karşılıklılık şartı aranmaz.

Tenfiz

Tenfiz ise yabancı mahkeme kararının Türkiye’de icra edilebilir hale gelmesini sağlar.

Tenfizine karar verilen yabancı mahkeme ilamları, Türk mahkemelerinden verilmiş ilamlar gibi icra olunur.

Bu nedenle yabancı karar yalnızca hukuki statünün veya kesin hüküm etkisinin kabul edilmesini gerektiriyorsa tanıma; para alacağı, tazminat veya başka bir icra edilebilir edimin Türkiye’de yerine getirilmesi isteniyorsa tenfiz gündeme gelebilir.

Her Yabancı Karar İçin Mahkemede Tanıma Davası Açılması Gerekir mi?

Her durumda aynı prosedür uygulanmaz.

Özellikle yabancı ülkelerde verilen boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararların nüfus kütüğüne tescili bakımından özel bir idari prosedür bulunmaktadır.

Bu nedenle yabancı aile hukuku kararları bakımından somut olayda doğrudan mahkemede tanıma davası açılması gerekip gerekmediği, ilgili özel düzenlemeler de dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

MÖHUK m.51 uyarınca tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir.

Yetkili mahkeme ise kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesidir.

Kişinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa sakin olduğu yer mahkemesi; Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer bulunmuyorsa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkilidir.

Bununla birlikte uyuşmazlığın niteliğine göre asliye hukuk veya aile mahkemesi gibi özel görev kurallarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Tenfiz İçin Aranan Temel Şartlar

MÖHUK m.54, yabancı mahkeme kararlarının tenfizi bakımından temel şartları düzenlemektedir.

1. Karşılıklılık

Kararın verildiği devlet ile Türkiye arasında mahkeme kararlarının tenfizine ilişkin karşılıklılık bulunmalıdır.

Karşılıklılık;

  • milletlerarası anlaşmaya,

  • yabancı devlet hukukundaki kanuni düzenlemeye veya

  • fiilî uygulamaya

dayanabilir.

Karşılıklılık şartı tenfizde aranmakla birlikte, tanımada aranmaz.

2. Türk Mahkemelerinin Münhasır Yetkisi

Yabancı karar, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmiş olmamalıdır.

Bu nedenle uyuşmazlığın konusu itibarıyla Türk mahkemelerine münhasır yetki tanıyan bir düzenlemenin bulunup bulunmadığı tenfiz incelemesinde önem taşır.

Ayrıca davalının itiraz etmesi şartıyla, yabancı kararın dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olması da tenfize engel oluşturabilir.

3. Türk Kamu Düzenine Açık Aykırılık Bulunmaması

Yabancı mahkeme hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekir.

Kamu düzeni incelemesi yabancı kararın esasının yeniden görülmesi anlamına gelmez.

Yabancı hukukta benimsenen çözümün Türk hukukundaki çözümden farklı olması da tek başına kamu düzenine aykırılık oluşturmaz. Önemli olan yabancı kararın Türkiye’de doğuracağı hukuki sonucun Türk kamu düzeni bakımından kabul edilebilir olup olmadığıdır.

4. Savunma Hakkına Uyulmuş Olması

Kendisine karşı tenfiz istenen kişinin yabancı yargılamada savunma hakkının korunmuş olması gerekir.

Kişinin hükmü veren mahkemeye o yer kanunlarına uygun şekilde çağrılmamış, temsil edilmemiş veya ilgili usule aykırı biçimde gıyabında hüküm verilmiş olması ve kişinin bu hususa dayanarak Türk mahkemesinde itiraz etmesi tenfize engel oluşturabilir.

Türk Mahkemesi Yabancı Kararın Esasını Yeniden İnceler mi?

Kural olarak hayır.

Tanıma ve tenfiz mahkemesi yabancı mahkemenin uyuşmazlığın esası hakkında doğru karar verip vermediğini yeniden değerlendiren bir temyiz mercii değildir.

Mahkemenin incelemesi esas olarak MÖHUK ve uygulanabilir milletlerarası sözleşmelerde öngörülen tanıma ve tenfiz şartlarıyla sınırlıdır.

Bu yaklaşım, öğretide “révision au fond yasağı” olarak ifade edilmektedir.

Başvuru ve Gerekli Belgeler

Tenfiz talebi dilekçeyle yapılır.

Başvuruda genel olarak;

  • yabancı mahkeme kararının aslı veya usulüne uygun şekilde onaylanmış örneği,

  • kararın kesinleştiğini gösteren usulüne uygun belge,

  • gerekli belgelerin onaylı Türkçe tercümeleri

sunulmalıdır.

Belgenin düzenlendiği ülke ve Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası anlaşmalar doğrultusunda apostil veya başka bir tasdik prosedürü de gerekebilir.

Somut olayda sunulması gereken belgelerin, kararın verildiği ülkeye ve uygulanabilecek milletlerarası sözleşmelere göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Yabancı Kararın Türkiye’deki Etkisinin Başlangıcı

MÖHUK m.59 uyarınca yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisi, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.

Tenfizine karar verilen yabancı ilam ise Türk mahkemelerinden verilmiş ilamlar gibi icra edilir.

Sonuç

Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi bakımından tanıma ve tenfiz arasındaki ayrımın doğru yapılması önemlidir.

Tenfiz bakımından karşılıklılık, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi, kamu düzeni ve savunma hakkı başta olmak üzere MÖHUK’ta öngörülen şartların somut olay bakımından incelenmesi gerekir.

Kararın verildiği ülke ile Türkiye arasında uygulanabilecek milletlerarası sözleşmelerin bulunup bulunmadığı da ayrıca araştırılmalıdır.

Özellikle aile hukuku kararları bakımından özel idari tanıma ve tescil mekanizmalarının bulunabileceği dikkate alınmalı; yabancı kararın niteliğine göre uygulanacak yöntem belirlenmelidir.

Hukuki Dayanaklar ve Kaynaklar

  • 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun, m.50–59

  • Türkiye’nin taraf olduğu ilgili ikili ve çok taraflı adli iş birliği sözleşmeleri

  • Adalet Bakanlığı, Hukukî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Mevzuatı

  • İlgili Yargıtay kararları

Bu makale 24 Eylül 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat dikkate alınarak hazırlanmıştır. İçerik genel bilgilendirme amacı taşımakta olup somut olaylara ilişkin hukuki danışmanlık niteliğinde değildir.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


Işık Hukuk Danışmanlık

  • alt.text.label.LinkedIn

©2023, Işık Hukuk Danışmanlık.

KVKK Aydınlatma Metni

bottom of page